OrganizasyonOtuz üç yıl önce öldürülen Abdi İpekçi'nin kızı Nükhet İpekçi İzet, suikastın yıldönümünde babasının mezarının başındaydı ve "Bütün bu gündem içinde 'Babam, Babam' diyemiyorum. Canlarımız, kaybedilen canlarımız demekten başka bir şey almıyor içimiz!" diyordu.* BİRİNCİ RESİM: Mehmet Ali Ağca, Abdi İpekçi Cinayeti'nin tetikçisi olarak 25 Haziran 1979'da yakalanmış, ancak sorgusunun derinleşmesine izin verilmemişti. Emniyet tarafından mahkemeden talep edilen ek süre Birinci Ordu ve Sıkıyönetim Komutanı Org. Necdet Üruğ tarafından engellendi, Ağca'nın adamakıllı soruşturulması mümkün olmadı. M. Ali Ağca, 23 Kasım 1979 gecesi askeri cezaevinden kaçırıldı. Organizasyonu Abdullah Çatlı yaptı. Necdet Üruğ, olaydan yirmi yıl sonra "Ağca'nın kaçırılması tugayın içinden organize edilmiş bir örgüt işiydi. Darbelerin hukuku yoktur" diyecekti. * İKİNCİ RESİM: Mehmet Ali Ağca, 1980 Mart ayının ilk günlerinde bir eroin kaçakçısının yardımıyla İran sınırını geçmeyi başardı. O günlerde İran'da kaos yaşanıyordu ve sınır güvenliği zayıftı. Sahte pasaport ve kimlikle İran'da kısa bir süre yaşayan ve bu ülkede tutunamayacağını anlayan Ağca Türkiye'ye döndü. İran'da Humeyni döneminin ilk yılıydı. İran'a girip çıkmasının sağlanması, Ağca'nın asıl bağlantılarını örtmesi için "çok kullanışlı bir seyahat" olarak kayda geçmişti. Sınırdan Türkiye'ye adım attıktan sadece on beş dakika sonra bir köy evinde dinlediği radyodan, İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi'nin kendisini "ölüm cezası"na mahkum ettiğini öğrendi! * ÜÇÜNCÜ RESİM: Arkadaşları, Ağca'ya yeni bir sahte kimlik kartı verdiler ve 29 Nisan 1980 gecesi Erzurum'a doğru yola koyuldular. Yolda polis tarafından durduruldular. Kimlik kontrolleri yapıldı. Polis, bir gün önce ölüm cezasına çarptırılmış, "aranıyor olması gereken" Ağca'yı tanıyamadı! Bir saat sonra, yine durduruldular. Bu defa da Jandarma, Ağca'yı teşhis edemedi! * DÖRDÜNCÜ RESİM: Ağca ve beraberindekiler, Erzurum'dan trenle Ankara'ya geldiler. Ankara'da eski başbakanlardan Ferit Melen'in evinin tam karşısında bir evde kaldılar. Çatlı ile de görüştüler. Mayıs ayını Ankara'da geçiren Ağca, arkadaşlarıyla birlikte bir Haziran sabahı İstanbul'a gitmek üzere otomobille yola çıktı. Bolu civarında polisler aracı durdurup kimlik sordular. Ağca'yı yine tanıyamadılar. Polislerden biri "Dikkatli olun, Tanrı yardımcınız olsun" dedi. Hareket ettikten sonra aracın şoförü, Ağca'ya "Bizi tanıdılar!" diyecekti. * BEŞİNCİ RESİM: Ağca, İstanbul'da bir arkadaşının evinde saklanıyordu. 2 Temmuz günü Süleyman Demirel hükümeti güvenoyu alınca, Kenan Evren ve silah arkadaşları, "11 Temmuz 1980" olarak belirledikleri darbe tarihini ertelediler. 19 Temmuz'da eski başbakanlardan Nihat Erim, uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Ağca, böyle bir suikast olacağını bir yıl önce duymuştu. Suikasttan bir gün sonra, Oral Çelik'le görüştü. Çelik, iki-üç gün içinde Kemal Türkler'in de öldürüleceğini söyledi, Ağca'ya! Türkler, 22 Temmuz'da öldürüldü. Ertesi gün, Mehmet Ali Ağca, Oral Çelik ve Yalçın Özbey'le birlikte Edirne'ye gitti. Birkaç gün sonra, Kapıkule sınır kapısından Bulgaristan'a geçti. Gümrükçüler geçişte Ağca'ya yardımcı oldular. * ALTINCI RESİM: Ağca, Sofya'da kalacağı otelin resepsiyonuna gitti. Pasaportunu görevliye uzatıp oda istedi. İngilizce olarak formu doldurması için Ağca'ya uzatan görevli, pasaportun sahte olduğunu anlamıştı. Bu durumu polise haber vermesi gerekirken hiç oralı olmadı! Ağca, Sofya'da "tatlı hayat" yaşadı. Dört lüks otel değiştirdi. Kırk günlük sürede Bulgar polisi veya istihbaratından hiç kimse Ağca'yı rahatsız etmedi! * YEDİNCİ RESİM: Ağustos (1980) ayının son gününde Ağca, bir taksi ile Sofya'dan Türkiye sınır kapısına geldi. Hindistan pasaportu taşıyordu. Kapıkule gümrüğündeki tampon bölgede, Çatlı Ağca'yı bekliyordu. Bir saat boyunca Avrupa'da buluşma ve yerleşme planını konuştular. Yeterince parası ve hakiki bir pasaportu vardı, artık. Ağca, o gece "tam yirmi yıllığına" Türkiye'den ayrılmış oluyordu! Viyana'ya doğru yola koyuldu. Kısa bir süre sonra, 12 Eylül darbesini gerçekleştiren "ABD-NATO'ya bağlı ve bağımlı" askeri yönetim, üç hafta sonra Abdullah Çatlı'nın cebine pasaportunu koydu; Ankara'daki üç sarsıcı katliamdan dolayı "aranan" Çatlı, Avrupa'ya yollandı. * SEKİZİNCİ RESİM: 1981 Ocak ayının sonunda İtalya'ya giden Ağca gün be gün Papa Suikastı'na hazırlandı. Milano'da bir restoranda kahvaltı yaparken bir Türk kadın tarafından ihbar edildi. Restorana baskın yapılması için, Ağca'nın oradan ayrılması beklendi! Papa Suikastı'ndan sadece üç gün önce yine ihbar edildi; İtalyan polisi yine kasten geç gelmişti! Ağca, Papa Suikastı'na kadar Yugoslavya, Avusturya, İsviçre, Tunus ve İspanya'yı dolaşıp tekrar İtalya'ya (Roma) geldi. "Her yerde aranan" Ağca, bu süreçte elini kolunu sallaya sallaya dolaştı. CIA ile koordineli çalışan Vatikan'ın adamı Michele, motive ettiği Ağca'ya "Kainat gelse, Papa suikastından önce seni durduramaz. İstesen de istemesen de sen bu suikastı yapacaksın!" diyordu. Papa Suikastı'nın arka planındaki ABD'yi perdelemek, gözbağcı 'SSCB-Bulgaristan Bağlantısı' tezine katkıda bulunmak için Ağca'nın Bulgaristan'da kalması sağlanmıştı. Askeri cezaevinden kaçırıldıktan sadece üç gün sonra, İstanbul'da saklandığı Abdullah Çatlı'nın evinden, Milliyet gazetesine yazdığı mektupta, Papa'yı vuracağını söyleyen de Ağca'dan başkası değildi! << Önceki || Sonraki >> hilal haberhilal haber Yorum Yap Tavsiye Et Yazdır Kaydet Yorumlar ( 0 / 0 )
|
Diğer Yazıları
» Yedek Kulübesi
» Büyük Satranç Sahnesi! » Hükümete "Tomahawk" atmışlardı! » Zurnanın "zırt" dediği yerler » Ürperten Manşetleri Attıran Paşa » İcazet! » Şapkanın Altındakiler » Kapımızı çalan "tesadüf"ler... » Mister Simit! » Organizasyon Rasgele Foto Yaşam
Anket
YAZARLAR
İlgili Haber Gazeteler Dergiler Kitaplar Dernekler teşkilatlar açıklamalar Kuzey Irak Ve Türkmen leri Türkiye'de Siyasi Tarih Filistin Çeçenistan İslam ülkeleri ÖSS 2010 Soru ve Çözümleri şüphe dizisi izle ülkücü haber Muhsin Yazıcıoğlu BBP Necmettin ErbakanEn Çok Gönderilenler
Son Yorumlar
|